Aralık 30, 2020

İşveren Değil “İlkveren” Girişimci Kazanır

 

Girişimcilik üzerine birçok başarı ya da başarısızlık hikayeleri okuyor, programlar izliyor, podcastler dinliyoruz.

Ancak hiçkimse bu konuya değinmiyor:

Bugünün girişimcisi sadece işveren değil İLKVEREN de olmak zorunda!

Günümüzde girişimci olmak ve girişiminizi büyütmek için kaynak bulmak artık her zamankinden daha kolay. Ama bu kolaylıklar girişimcinin işini aslında bir o kadar da zorlaştırıyor.

Neden mi?

Çünkü rekabet her geçen gün daha çetin ve daha acımasız oluyor.

Bunu aşmanızı sağlayacak en önemli stratejik hamlelerden birini de bu yüzden sizlerle paylaşmak istiyorum:

Girişimci koltuğuna geçtiyseniz İLKVEREN de olmalısınız, sadece işveren değil.

Bu ne demek?

Potansiyel müşterilerinize ürününüzü ya da hizmetinizi sunmak, onlarla paylaşmak ve belirli bir süre sağladığınız hizmetlerden ücretsiz bir şekilde yararlandırmak. Bu bir bakış açısı ve müşteriyi mıknatıs gibi çekme yaklaşımıdır.

Neden buna daha çok odaklanmalısınız?

Çünkü müşterinizi sunduğunuz değerle buluşturmadıkça başarıdan da o kadar uzaklaşırsınız. Müşterilerinizin daha hiçbir şeyi satın alacaklarına söz vermedikleri dünyada ilkveren olmaktan bahsediyorum. Böylece potansiyel müşterilerinizin dikkatini çeker ve size gelmelerini sağlarsınız. Aktif kullandığınız birçok inovatif ürün veya hizmeti bu şekilde kullanmaya başladığınızı kendi üzerinizde de teyit edebilirsiniz.

Buradaki önemli soru şu:

Tüm iş modeliniz ilkveren girişimci olmaya uygun mu?

Bu soruya cevabınız evet ise doğru yoldasınız. Hemen aksiyon alın. Değilse de şunu hatırlayın:

Sonuçta girişimci olmak demek dünyayı daha iyi hale getirmek için fikir bulmak ve hayata geçirmek demektir. Sahip olduğunuz fikirle önce siz iş dünyasını daha güzel hale getirin ki müşterileriniz de bu güzellikler için size ödeme yapmak istesinler. Bunun için de ilk hamleyi yapan ilk değer yaratan siz olun.

Tüm iş modelinizi buna göre kurgulamaya çalıştığınızda çok fark yaratacağınızı göreceksiniz.